1 Kasım 2015 Pazar

Muhtemelen En Sevdiğim 10 Eski Şarkı

Türkçe ve çocukluğumuzun şarkıları olması da cabası

10) Kıraç - Kayıp Şehir

Bunun introsu falan 10 numaradır. Arada açar dinlerim.



9) Tarkan - Gitti Gideli

Benim jenerasyonumda sanırım reisi sevmeden bir çocukluk geçirmek imkansız. Bence en iyi şarkısı budur.



8) Süheyl & Behzat Uygur - Abdülkadir

Tek kelimeyle; reisler...



7) Ciguli - Binnaz

Nur içinde yat üstad...



6) Mirkelam - Asuman

Ülkede müzik yapmaya devam etmesi gereken en önemli adamlardan bence. Liste geneline nazaran daha yeni olsa da çok güzel şarkı.



5) Erkin Koray - Gaddar

Aslında pek de sevmem Erkin Koray'ı. Fakat 2-3 çok sevdiğim şarkısı var, birisi de bu.



4) Murat Kekilli - Bu Akşam Ölürüm

Annem ben baya minnak iken bu şarkıya bayıldığımı söyler hep ve annem kesinlikle yalancı değildir.



3) Kerim Tekin - Kar Beyazdır Ölüm

Bu da inanılmaz yahu. Nerede o eski şarkılar şimdi hiç yoklar.



2) Cem Karaca - Resimdeki Gözyaşları

HOCAM... Merak etme, 1 numarada da sen varsın üstad.



1) Cem Karaca - Tamirci Çırağı

Bu ülke topraklarında bunun gibi şarkı yoktur, bundan eminim.

19 Şubat 2015 Perşembe

Düz Yazı

Oldukça düz yazı

____________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

15 Aralık 2014 Pazartesi

Fotomaç Gazetesi Transfer Haberi Örneği

MESSI FENER'E Mİ?

Transfer sezonuna henüz girmemişken İspanyol basınında şok bir iddia ortaya atıldı. Aziz Yıldırım'ın ''sikicez onları sikicez'' açıklamalarının ardından harekete geçen Fenerbahçe transfer komitesi bombayı patlatmak üzere!

SPONSORLARLA GÖRÜŞÜLÜYOR

Forma sponsoru bile bulamamış olmasına rağmen Messi'yi getirecek sponsoru bulmayı başaran Fenerbahçe'nin masraflarının yarısını Koç Holding karşılayacak. Kalan yarısını da Aziz Başkan cebinden verecek, Arjantinli sarı-lacivert formayı giyecek!

MENAJERİ DE ONAYLADI

Messi'nin menajeri Ohne Berater geçtiğimiz günlerde Almanya'nın Spüssekleuhr isimli gece kulübündeydi. Almanya'daki muhabirlerimizin 'Messi? Fener? Geliyor?' sorusuna 'kafam şimdi taşak gibi' yanıtını veren Ohne Berater bu transferi bir bir bakıma müjdeledi.

ORTEGA'NIN DA PAYI BÜYÜK

Fenerbahçe'nin efsanelerinden Ariel Ortega'yı telefonla arayan Messi ''Alo Ariel, beni Fenerbahçe'den istiyorlar. Biliyorum çok büyük kulüp, ama sana sormadan asla gidemezdim. Ne diyorsun?'' dedi. Ortega'da cevapladı. ''Düşünme bile!'' Ortega'nın cevabını duyan Messi hemen Aziz Yıldırım'ı arayarak ''Getirin boş mukaveleyi imzalayayım, para sorun değil'' dedi. Telefon hatlarını ele geçirdiğimiz için bu konuşmaları da size birebir olarak aktardık.

KAÇ NUMARAYI GİYECEK

Belli değil.

31 Ağustos 2014 Pazar

Çayı Şekersiz İçmek Üzerine Sohbetler

Ben kendimi bildim bileli oldukça büyük bir bardakta 4'ten başlayarak, 5'e 6'ya çıkabilen şeker sayıları ile çay içen, küçük klasik çay bardaklarındaki çaya bile 2-3 şeker atan bir insandım. Ta ki bundan birkaç ay öncesine kadar...

Misafirliğe gitmiştim. Bize çay ikram edilmişti. Çayı şekersiz içen bir abinin o kaşıksız bardağı tek eliyle alışı, o bardağı ağzına götürüşü, o çayı içişi beni olumlu anlamda mahvetmişti. Ben de bunu yapıp karizmama karizma katacaktım.  Tam bu düşüncelerden arındığım anda tepsi önümdeydi. Tepsinin köşesindeki şekerlik beni diliyle 'lililili' yapan bir hanımefendiymişçesine tahrik ediyordu. Fakat yoo dostum dedim. Çayı aldım. Şeker istemiyorum diye de ekledim.

İnce belli çay bardağını yavaşça ağzıma götürdüm. Bir yudum aldım. Bu bambaşka bir şeydi. İçtiğim en zıkkım şey olabilirdi. Bu ne böyle dedim. Mevzu bahsini üstte geçirdiğim abi bana gülerek adeta güneş çıkaran bir gülümseme ile çayın tadı böyle çıkar Oğul dedi. Sanırım alışmam gerekecekti. Çayımı yılan ısırmış da can çekişiyormuşçasına bitirdim. Ve ikinci çayı istemeden eve gittim.

Bu hadiseden bir hafta sonra arkadaşım ile bir kafeye oturduk. Ne içelim diye çılgın düşüncelere daldıktan sonra müthiş ve şeytanın aklına gelmeyecek bir fikir ile çay içelim dedik. Çaylar geldi. Şekere yeltendim. Unutmuştum. Ama neyseki arkadaşım beni uyardı: 'Ne yapıyorsun sen?'

Şaşırmıştım. Ne yapıyordum ben? Arkadaşım çaya şeker mi atacaksın sen diye bir soru sordu. Neden diye karşıladım. Çayın tadını öldürüyorsun, çay dediğin şekersiz içilir. Çayı şekerli içen erkek vurduruyordur dedi. Hayretler içinde kaldım. Ben vurdurmamalıydım. Hızlı bir el hareketiyle şekeri yerine bıraktım ve bir erkek gibi çayı yudumladım. O gün o çayın tadı erkekliğimi kanıtlama pahasına içmiş olmama rağmen yine zıkkım gibiydi. Allahım diyordum, ben bu çayın tadını nasıl alacağım? Daha sonra evde çay demleyip antrenman yapmaya karar kıldım.

Ara sıra evde şekersiz çayımı eziyet çeke çeke içtim. Ve gün bugüne geldi. Arkadaşlar ben çay içmeyi bıraktım. Şekersiz çay mı içilir amına koyayım ya. Böyle bir şey olabilir mi? Size çay şekersiz içilir raconu keseni öldürün gömün başka da bir şey demiyorum. İyi günler dilerim.

15 Ağustos 2014 Cuma

Eksiltili Cümle Kullanım Noktaları (Hayat Özel)

Merhaba. Şimdi size eksiltili cümleler ve Divan Edebiyatı arasındaki ilişkiden söz etmeyeceğim. Çünkü bu linkle tıkladıysanız Divan Edebiyatının şu an için sikinizde dahi olmaması gerekir. Normal şartlarda sevip sayılabilir, bir sıkıntımız yok. Bu yazı virgül!! günlük yaşantımızda eksiltili cümleleri hangi alanlarda efektif olarak ve de kişisel çıkarlarımız uğruna kullanabileceğimize kendi bulabildiğim örnekleri verecek.

1 (BİR) - ATEİST İSENİZ ÇOK KULLANIŞLIDIR!

Bugün başıma gelen ve de bu yazıyı yazmama olanak veren bir olayı anlatmak istiyorum. Apartmanımızda yaşlı bir amca var. Ben de işten erken çıkmanın haklı mutluluğuyla biralarımı alıp eve geliyordum. Elimde siyah poşetim ile amcam bana sevgi dolu bir gülümse ile seslendi: 'MERHABAĞLAR' Ben de buna karşın hemen MERHABA AMCA diyerek sağlam bir kontra yaptım fakat amca bunun altında kalmadı. Muhtemelen elimdeki günahkar siyahı rengi poşeti görmemiş olacak ki talihsizce 'HAYIRLI CUMALAR' dedi. Eskiden çok komik arkadaşlarım vardı ve de çarşamba günleri yoldan geçenlere hayırlı cumalar derlerdi, size de derlerse sanki çok komik bir şeymiş gibi kahkahalar atarlardı pezevenkler. Amcanın böyle bir oyun yapma ihtimali nedense aklıma gelmiş olsa da sonra bugün cuma lan dedim kendi kendime. (Evet bugün cuma) Ve sonra da ne ateist ne de müslüman bir birey olarak cuma günü bana bir şey ifade etmediğinden adamın karşısında 1 (bir) saniyelik 1 (bir) tereddütte kaldım, merdivenden 1 (bir) basamak daha kat ettim. Sonra 'eheh sana da.............' dedim. Fakat HAYIRLI CUMALAR dememiştim. Hem kendi içimde ben mutluydum hem amca mutluydu hem de günahkar siyahı içi bira dolu poşetim mutluydu. Bu da yetmezmiş gibi eksiltili bir cümle ile AN kurtarmıştım.

2 (İKİ) - KIZ İSENİZ VE DE ÇIKMA TEKLİFİ ALIYORSANIZ KENDİNİZE İHTİMAL SAĞLAR

Bu örnek için asla başıma gelmeyen fakat bir kızın başına her saniye gelebilecek bir durumdan söz edeceğim. Bir erkek eğer hıyar değilse bir kıza 'YA MÖRVÖ BÖNÖMLÖ ÇOKOR MOSON' diye bir teklifte bulunmaz. Doğru olan 'Merve, ben senden çok hoşlanıyorum' (dolaylı tümleç seni, yüklem seviyorum olarak edite edilebilir) kalıbındaki bir girizgahdır. Eğer eksiltili cümleden yararlanmak istiyorsanız eril bireyin ikinci cümlesine geçiş yapmadan hızlı bir şekilde konuşmaya penetre edip 'Ben de..............' eksiltili cümlesini yapıştırıyoruz. Peki bu size ne katar? Hemen yazalım ihtimalleri.

a) Ben de senden hoşlanıyorum :))))))))))
b) Ben de senden değil de Veli'den hoşlanıyorum
c) Bende (evet, o bağlaç sandı ama KİM BİLCEK?) AIDS var.
d) Ben de lezbiyenim bu arada karı kız falan işini biliyon ibne evladı.
e) Ben de alışveriş yapmaktan hoşlanıyorum ama bunu ona söylemiyorum!!!
f) Bende(evet yine o oyun) ne buldun yaaaaaa şapşallllll (bunu yazdım ama yapmayın aq nolur)

Gördüğünüz gibi biri önerilmeyen totalde 6 ihtimal size sonrası için zaman ve de belki de başka şeyler daha kazandırdı.

3 (ÜÇ) - UTANGAÇSANIZ VE DE ORTAMDA BİR ŞEY İSTEYECEKSENİZ HAYAT KURTARIR

Bu örnek aklıma nasıl geldi inanın bilmiyorum. Fakat şöyle bir ortam imajine edin lütfen. Utangaç bir bireysiniz, arkadaşlarınızla bardasınız. (Aslında mantıksız oldu çünkü utangaç bireyler bara gitmez) Bir şey isteyeceksiniz FAKAT İSTEYEMİYOR MUSUNUZ? O zaman birisinin sipariş vermesini beklemek ve de gelen sipariş esnasında bir adet 'bana da...............' patlatmak için pusuya yatmak icap ediyor. Hemen canlandıralım.

Sosyal arkadaşımız: Bakar mısınız? (tercih ettiği elini kaldırır, eliyle 1 (bir) işareti yapar)
Barmen: Buyrun efendim.
Sosyal arkadaşımız: Başkan bi bira doldurcan mı be
BURADA BİZ ADETA DALIYORUZ VE DE EKLİYORUZ; bana da......................
Barmen biraları getirir. Mutlu son.

4 (DÖRT) - İNGİLİZCE KURSU?

Bakırköy'de ikamet ediyorum ve de buraya yolu düşen herkes meydandaki 'İNGİLİZCE EĞİTİM İSTER MİSİNİZ?' muhabbetini biliyordur. Buna da muhteşem bir eksiltili cümleli cevap geliştirdim.

HAYIR..... (HAYIR, İSTEMİYORUM)

5 (BEŞ) - SEKSİ BİR ŞEYLER YAZIYORSANIZ INTROYA MUAZZAM KARİZMA KATAR

Her seksi yazı eksiltili cümleyle mi başlar? Her eksiltili cümleyle başlayan yazı seksi midir? Bu sikkoluğu bir kenara koyarsak şöyle bir örnek vermek istiyorum.

''Siyah... Hemi de günahkar bir siyah... Alkol içerikli şişeleri yutmuş bir siyah...'' - Benim ilk maddede bahsettiğim biralarıma dair yazacağım kitabın girişinden alıntıdır. (2014)

Böyle bir introya sahip x bir yazının yine x bir kişi tarafından okunmaması için bir sebep = BENCE YOK

12 Eylül 2013 Perşembe

Müziğin Yaşantımızdaki Muhteşem Yönleri

Müzik birçok insan gibi benim de hayatımın vazgeçilmezidir. Öyle ki günde en az 4 saatimi kulaklığımla birliktelik yaşayarak geçiriyorum. Peki bu zıkkım şey nasıl bir insanı bu kadar bağımlı yapıyor, neden yani diye düşünmeye başladım. Ve fazlasıyla kısa bir süre sonra kendimi eski sevgilimi düşünürken buldum.

Burdan da anlayacağımız gibi müziğin çok fazla duygusal ögesi var. İnsanları ağlatan, bileklerini kestiren, tecavüz ettiren müzikler var. Şaka şaka tecavüz ettirmiyor. Yalan orası. Sevgililerin yüksek çoğunluğunun birbirlerine ithaf ettiği şarkılar bile hayatımızda bu kadar büyük rol oynuyorken 'neden müzik aga ?' diye sormak sanırım haksızlık oluyor.


Eski sevgili konusu açılmışken bir de olası kavgalardan ya da ayrılıklardan sonra sadece isimleriyle bile eski kız arkadaşa gönderme yapabiliyorsunuz müziklerle. Çok saçma hareket evet ancak yapmayan da çok az. Örnek verecek olursak 'Ah Ulan Ah Ben de Seni Sevdi Sanmıştım Hayırsız Hatun' isminde bir şarkı paylaşıp karşı tarafın bütün dünyasını başını yıkabilirsiniz. Fakat karşıdan gelecek kontraya hazırlıklı olmak lazım. 'Bak Kardeşim, Fazlasıyla Uyuzlaştın Son Zamanlarda, Kalbini Kırdırma Bana' isminde bir şarkıyla karşı karşıya kaldığımız zaman diyecek sözümüz kalmaz kesinlikle.

Bir de hastalığı olanlar var. Son ses olarak belli bir doz almadan rahat edemeyen insanlar. Muhtemelen ben de kendimi bu gruba dahil edeceğim çünkü müzik bağımlısıyım. İlla bir şekilde dinliyorum. Dinlemediğim zaman kendimi ciddi derecede rahatsız hissediyorum. Ve inancım o yönde ki aşaması ilerlememiş olsa da insanların yüksek bir yüzdesinde bu hastalık var. Neyse kanser olacağımıza... (Aslında bir şekilde kanser-konser ilişkisi kurup yıkacaktım sizi fakat yaratıcılığım müsaade etmedi.)

Ayrıca müzikler bizi mutlu ediyorlar. Yani kim çocukluğunda duyduğu ve sevdiği bir şarkıyı yıllar sonra tekrar dinlediğinde sevinmez ki. Ya da en sevdiği şarkı radyoda çalmaya başladığında ? Yazlıkta hit pop müziklerinin arasında az Highway To Hell, Black Ice çalmadı. Hepsinde yüksek sesle eşlik edip madırfakır sesimle kendimi rezil ettim lakin mutlu oldum.

Ayrıca enstrüman çalmak gibi muhteşem bir olay var ki müziği kendimiz icra edebiliyoruz. Fakat buradan birtakım çevrelere sert yapacağım. Evet, gitar alıp Akdeniz Akşamları ile kız kaldırmaya çalışan gençler, sözüm size. Yapmayın.

Yazımın sonuna gelmişken müzik ile ilgili bir anımı anlatıp bitireyim. Ortaokulda ibne bir müzik hocamız vardı. Kaset falan çıkarmıştı eleman, okulda kral gibi dolanıyordu işte. Seveni de pek yoktu. Bize de melodika çaldırıyordu. Benim de müzik enstrümanları açısından şansım hiç yaver gitmemiştir. Yetenek yok çünkü. Belki bateri çalabileceğime inanıyorum fakat denemedim. Neyse konu bu değil. Bu herif 'sende yetenek var güzel çalıyorsun' falan diyip beni gaza getirdi ve koroya aldı. Bütün okul önünde çalacaktık. Ben de düzgün çalışmamıştım zaten, yetersizdim. Üflemeden oynatırım parmaklarımı dedim. Çıktık en son sahneye, sahne dediğim de merdivenden çıkıyorsun okula giriş kısmı. Geniştir baya. 30 öğrenci falanız. Başladık ben üflemiyorum, sonra ne olduysa yandaki arkadaş koluma vuruyor niye üflemiyon göt der gibi. Ben de gaza gelip üfleyip random notalara basmaya başladım. Meğersem çok sağlam solo atmışım, herkes deli oluyor alkışlıyorlar falan. Sonra müzik hocası yeni kasedime solo yazar mısın falan dedi ancak ben adamı sevmediğim için reddettim. Bir ay sonra İstiklâl Marşı'nı çalarken melodikamı kırdım. Bu da böyle bir anımdır.

30 Ağustos 2013 Cuma

Tekel vb. Mekanlardaki Ayaküstü Sohbetler

Abi 3 Bira Alıcaz, Beyler Cips de mi Alsak ?

 Sık sık olmasa da belli bir sıklıkta tekel bayi ziyaretlerinde bulunan bir insanım ve oradaki ortamın beni çok etkilediğini söylemek isterim. Oraya girince fazlasıyla ortama ayak uyduruyorsunuz, bir anda temiz delikanlı görüntünüzden sıyrılıp yılların içicisi moduna dahi girebiliyorsunuz. Küçük yaşta dedemin içki sevdasından ötürü tekel bayii sahalarına adım atmıştım, oradan ne tekelci abi manitalar yaptım kendime Allah bilir. Belki de bu yüzdendir ki tekel bayii ziyaretlerimde her zaman mutlu olmuşumdur, tekelci abilerle iyi anlaşmışımdır.

Peki bayiiye girdiğimizde ne olacak ? Eğer şanslıysak tekeldeki abi mal almıyordur. Evet, şu elindeki ilginç aletle içeride abimizin sinirini bozan toptancıdan bahsediyorum. Allah benim şansımı kahretsin ki 50% ortalama ile onlara yakalanıyorum. Hem 15 saniye sürecek olan alışverişim 3-4 dakikalara fırlıyor, hem de inanılmaz bir tekelci abi asabiyeti ile yüzleşiyoruz. Elindeki zamazingosu ile toptancı eleman her zaman cool olandır, sinirleri bozar, oradan bir lider gibi ayrılır. Eğer dünyanın en şanssız insanı iseniz bu durumun üstüne tekelci abi size işlerin kesatlığından dert yanmaya başlar ve anasının nikahına kadar gülümseyip nezaketen abiyi dinlemek zorunda kalırsınız. Bu kötüdür, hem de çok.

Bir de bozuk para sorunsalı var, özellikle 1 lira ve altı kaldığında o parayı harcamak istiyorum ve genelde naneli şeker/sakıza basıyorum. Tabii tekelci genel olarak 'bozuğum kalmamış, sakız vereyim' ayaklarındaki uyanık tekelcilerden değilse. Onlara çok uyuz oluyorum, onlar para kazanmasın istiyorum.

Ayrıca kararsızlık aşaması çok kötü. Sadece onu yaşamamak için evden çıkmadan ya da dışarıda isem tekele ulaşmadan alacağımı düşünürüm. Orada dikilince abinin tavırları üzerimde baskı oluşturur, terletir ve Tuborg Special yerine Tuborg Gold dahi aldırabilir.

Ve en iğrenç durum... Bir ya da birkaç arkadaşla tekele girmek... Öncelikle kimse önden gitmek istemez. 'Kanka önden sen gir yaa' iğrençliğine dahi gider sohbet. Halbuki bir şey yok. Adam onu satarak para kazanıyor. Bayan eczacıdan prezervatif istemeyeceksiniz sonuçta, ne kadar kasıntı olabilir. Eninde sonunda bir genç önden atılır ve peşinden diğerleri girer. Dolaba yönelinir ve aranılan içki bulunamaz. Bu bir seferberlik ilanıdır. Halbuki tekelci abimiz onları bir yere gizlemiştir. Alttan çıkartır ve bizi mutlu eder. [KAMU SPOTU]Tam ayrılmadan gençler arasında ise 'ulan cips mi alsak' muhabbeti başlar ve genellikle Mavi Ruffles ya da Yeşil Doritosla kapanır bu muhabbet de.[KAMU SPOTU]

Bahsedeceğim son kısım ise tekellerde çalışan afacan çocuklar. Bunlar 13 ila 18 yaş aralığında olup itici tipleri ve konuşmaları ile gönüllerde taht kuramaz, aksine gönüllerimizdeki sevgi krallıklarını yıkarlar. Bunları Allah kahretsin. Tekelci abi samimiyetini yok ederler, iyi yardımcı olamazlar, sohbetleri bok gibidir. Ve para üstünü yanlış verirler. Ayrıca genelinin saçı kumral kıvırcıktır.

İşte böyle. Her şeye rağmen tekelleri çok seviyoruz çünkü içinde bira var. İçinde bira olan tek kötü şey kaBİR Azabıdır ahahahahah vurmayın tamam, böyle bitirmem gerektiğini hissettim. Bitti.